Pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pratik bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Orman kebabı yapmanın püf noktaları

|0 yorum
Orman kebabı yumuşacık kuzu veya dana etiyle yapılır. Kekik kokusunu ve nadide tadını alacağınız bu yemeğin yapılışına dikkat etmek gerekir. Makbulü, helva gibi dağılan bir et ortaya çıkarmaktır.
İçine eklenen sebzeler de oldukça önemlidir. Taze bezelye bulamazsanız konserve veya dondurulmuş olarak da tercih edebilirsiniz. Patateslerin boyutlarından kullanacağınız salçaya kadar hepsi büyük önem taşır. Hem biber hem de domates salçası kullanırsanız, yemeğiniz çok daha lezzetli olacaktır.

Çöp şiş eti nasıl seçilir?

|0 yorum
Izgarada yapılan pirzola, çöp şiş gibi kebaplar vejetaryen olmayan her kesimin bayılarak tükettiği et çeşitleridir. Ufak parça etlerin kargıya geçirilerek hazırlandığı çöp şiş, yapımı ustalık gerektiren ancak dikkat edildiğinde evde kolayca hazırlanabilecek bir et türüdür.
Çöp şiş yapmanın ustalığı etin kalitesinden geçer. Tavuğun göğüs kısmı, dana bonfile ve dana ciğeri kullanılarak çeşitli çöp şişler elde edebilirsiniz. Kullanacağınız baharatlar da oldukça önemlidir. Ete tat veren kekik, kimyon ve karabiber olmadan hazırlanmış bir et yemeği veya kebap düşünülemez.

Etin helva gibi ağızda dağılabilmesi için ise önceden dinlendirmek gerekir. Zeytinyağı ve baharatlarla hazırlanan harç içerisinde 20 dakika dinlendirmek etin tadını ve yumuşaklığını istediğiniz kıvama getirecektir.

Sebze türlüsü yapmanın püf noktaları

|0 yorum
Sebze türlüsü özellikle yaz aylarında bolca tercih ettiğimiz bir yemektir. Dolapta kalan sebzeleri değerlendirmek ve sindirim sistemini düzenlemek için birebirdir. Genellikle kabak, patlıcan, domates ve biber ile yapılan türlüye daha başka pek çok sebze eklenebilir.
Türlü yaparken dikkat edilmesi gereken bir kaç nokta vardır. Öncelikle görüntüdür. Sebzelerin hepsinin küp küp doğranması gerekir. Bu sayede hoş bir görüntü elde edebilirsiniz.

İçerisine koyacağınız patlıcanın acısını almanız gereklidir. Bu nedenle küp küp doğradıktan sonra 10 dakika kadar limonlu suda bekletmenizi öneririz.

Sebze türlüsünün yapılışı gereği hafif olması gereklidir. Fazla zentinyağı türlüyü hem bulamaç haline getirir hem de ağır yapar.

Türlüye çeşitli baharatlar da eklemeni gerekir. Defne, kekik ve karabiber en çok tercih edilen baharatlar arasındadır.

Mantarın yararları ve pişirme yöntemleri

|0 yorum
•    Mantar çok az kalori içerir ve %80-90’lık kısmı sudan oluşur. Ayrıca sodyum, karbonhidrat ve yağ açısından fakirdir; fakat bol miktarda lif içerir. Bu nedenle mantar kilo vermek isteyenlerin tercih etmesi gereken bir sebzedir.
•    Mantarda bol miktarda potasyum bulunur. Hatta bazı uzmanlar bu miktarın muzdan da fazla olduğunu belirtmektedir. Potasyum tansiyonun düşürülmesi ve kalp krizi ihtimalinin azaltılması için çok önemlidir. Yüksek tansiyonu olan kişilerin mantar tüketmesinde fayda vardır.
•    Mantar bakır açısından da zengindir. Bir porsiyon mantarda günlük bakır ihtiyacının %20-40 kadarı karşılanmaktadır.
•    Uzmanlar beyaz şapkalı mantarların göğüs ve prostat kanseri riskini de azalttığını belirtmektedir.
•    Mantar lif, protein ve B vitamini açısından yararlı olduğu için metabolizmayı da düzenler.

Mantar pişirme yöntemleri…
  • Kurumuş mantarları eski haline getirmek için ılık su içerisinde 30 dakika kadar bekletebilirsiniz.
  • Marine edilmiş mantar istiyorsanız marine edeceğiniz karışımın içerisinde buzdolabında 2 gün süreyle saklayabilirsiniz.
  • Mantarların kenarlarını kestiğinizde kararacaktır. Bu nedenle hemen servis etmeden önce bu kenarları temizleyebilir ya da önceden kestiğiniz kanarlara limon suyu sürebilirsiniz.
  • Açık renkli mantarları pişirirken alüminyum tava kullanmayın. Alüminyum mantarın rengini bozacaktır.
  • Mantarın çoğunluğu su olduğu için pişirirken fazla su eklemenize gerek yoktur.
  • Mantarın sağlarını atmak yerine buzlukta saklarsanız çorbalarınıza lezzet katacaktır.

Kuru fasulye pişirmenin püf noktaları

|0 yorum
Fasulye lif açısından oldukça zengin bir besin maddesidir. Özellikle soğuk kış günlerinde ve çömlekte pişirilen kuru fasulyenin yerini hiç bir şey tutmaz. Fakat fasulyeyi rahatsız ettiği için sevmeyenlerin tariflerini gözden geçirmeleri gereklidir. Bir kaç püf noktasıyla dilediğiniz gibi bir yemek hazırlayabilirsiniz.
Fasulye ve nohut gibi hububatlar, gaz yapmamayı için bir gece önceden ıslatılmalıdır. Ancak ilk suyu içine çekeceği için bir müddet beklettikten sonra suyu değiştirin ve sabaha kadar bu su içinde bekletin. Burada dikkat edilmesi gereken fasulyenin pişirmeden önce suyunu yeniden değiştirmenizdir. Yoksa şişkinlik ve gaz şikayetiniz olabilir.

Bazı tariflere göre bu suyun içerisine karbonat veya tuz atılır.

Kuru fasulyeye asıl tadını veren soğan-domates harcına bir kaç adet yeşil biber de katabilirsiniz. Fasulyenizin acı olmasını istiyorsanız pul biber yerine acı biber turşularından eklemeyi deneyin.

Fasulye için et seçerken kuşbaşı dana etini tercih edin. Bu tür işlenmiş etteki su fasulyenizi daha lezzetli bir hale getirecektir.

Biber Dolması Püf Noktaları

|0 yorum
Dolmalık biber olarak bilinen ve yeşil, turuncu, sarı ve kırmızı renklerde olabilen biberler yaz yemekleri arasında sayılır. Beta-karoten, C vitamini ve B6 açısından zengin olan biberlerin seçimi, pişirilmesi ve hazırlanması önemlidir.
Biberleri misafirlerinize sunmayı planlıyorsanız renkli olanlarını tercih edebilirsiniz. Rengarenk bir şölen şeklinde hazırlayabilir ve yoğurt ile servis edebilirsiniz.
Biberlerin saplarını kolayca çıkarabilmek için içeriye doğru elinizle bastırın. Bıçak yardımıyla ayırmak sebzelerin vitamin değerlerine zarar verecektir.
Fırında pişirmeyi planlıyorsanız cam bir tepsi tercih edin. Tepsinin dibine fazla su koymayın.
Dilerseniz yarım kase salça içerisine su karıştırarak biberlerin üzerine gezdirebilirsiniz.  Biberlerin içerisine farklı bir tat katması açısından beyaz peynir de ekleyebilirsiniz.

Deniz Levreği nasıl pişirilir, alırken nelere dikkat edilir?

|0 yorum
Deniz Levreği, denizde soğuk suda yaşadığı için eti ağızda eriyen bir balıktır. Beyaz etleri sayesinde fazla pişirmeniz mümkün değildir. Çünkü balık pişerken kolayca kıvamını görebilirsiniz. Levrek özellikle buğulanarak veya ızgarada pişirildiğinde lezzeti daha da artmaktadır.
Soğuk su balığı olan levrek özellikle omega–3 yağ asitleri açısından zengindir. Bu yağ asitlerin kalp rahatsızlıklarına karşı vücudu korur ve kolesterolü düşürür. Deniz levreği A ve D vitamini açısından da zengindir. Balığın özellikle gözlere ve bağışıklık sistemine iyi geldiği bilinen yaygın bir gerçektir.

Deniz levreğini çeşitli baharatlarla ile buharda, fırında ya da ızgarada pişirebilirsiniz. Örneğin defne yaprağı fırında pişireceğiniz levreğin yanına konduğunda hoş bir koku bırakmaktadır. Denizde yetiştiği için levreği pişirirken fazla tuz atmanıza da gerek yoktur. Ancak kullanacaksanız pişirme aşamasında deniz tuzu tercih etmenizi öneririz.

Levreği satın alırken işiniz çok da zor değildir. Taze deniz levreği asla kötü kokmaz ve taze bir görünüme sahiptir. Balığın gözleri parlak ve temizdir. Derisi nemli ve parlak pulları olmalıdır. Taze deniz levreğine parmağınızda dokunduğunuzda yine eski halini alacaktır. Dondurulmuş da alsanız levreğin nemli ve kurumamış olmasına özen gösterin.

Haftada kaç kez balık yemeliyiz?

|0 yorum
İçerdiği koruyucu yağ asidi ile kalp hastaları için önemli bir besin olan balık,  kırmızı ve beyaz etten daha sağlıklı olmasıyla tercih ediliyor.
İçinde bol miktarda B, A ve D vitamini bulunan balığın her yaşta insan için çok faydalı olduğu biliniyor. Bununla birlikte özellikle çocuklar ve gelişme çağındaki gençler için temel besin maddelerinden biri. Balık yağı da besin takviyesi olarak gelişme çağındaki çocuklar için sıkça başvurulan yöntemlerden.
Balığın kolesterol bulundurmayan bir et olduğu için kırmızı ve beyaz etten daha sağlıklı olduğu bilinen bir gerçek. Fakat tüketiminde dikkat edilmesi gereken konu ise, kalp için faydalı olması açısından balığın düzenli olarak tüketilmesi.
Sofranızda haftada 3 gün bulundurduğunuz balık sayesinde kalbinizi ve sağlığınızı koruyacak, yükselen kolestrolle hiç çaba sarfetmeden savaşacaksınız. Haftada en az 2 kez mutlaka tüketilmesi gereken balık, farklı pişirme alternatiflerine açık olan yapısı sayesinde tüketirken sıkılmayacağınız besinlerden.
Kılçığı bile yararlı
Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemli. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu yaşayanların balık etini daha fazla tüketmesi gerekiyor. Balığın protein içeriği ete eşdeğer olduğu için, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindiriliyor ve vücutta daha çok kullanılabiliyor.
Vücudun kış aylarında daha fazla ihtiyaç duyduğu A, B1, B2 ve D vitaminlerinin balık tüketimi ile karşılanabileceğini bildiren uzmanlar, balığı öneriyor.

Mevsim sebzelerini pişirme yöntemleri

|0 yorum
Brokoli
Beta karotenin, güçlü bir kanser savaşçısı olduğunu vurgulayan uzmanlar, yemek borusu, mide, bağırsak kanserleri tehlikesini azalttığını ifade ediyor. Bol miktarda beta karoten içeren brokoli bu yönüyle kanserle savaşan besin maddelerinden sayılıyor.
Bu faydalarının yanı sıra brokoli bebeğiniz için de oldukça yararlıdır. Püre ya da çorba şeklinde yiyebileceği gibi suyunu sıkarak mamasına da karıştırabilirsiniz. Ancak elbet diğer besinlerde olduğu gibi brokolinin de ayarını kaçırmamak gereklidir. Yeterli miktarı mide ve bağırsaklarını düzenlerken, fazlası ishale ve başka sorunlara neden olabilir.

Nasıl pişirilir?
Brokolinin hangi yemeğini yaparsanız yapın fazla pişirmemeye dikkat edin. Çünkü fazla pişmiş brokolide hiçbir besin maddesi ve vitamin kalmayacaktır. Bu nedenle brokoliyi buharda pişirmek daha uygun olacaktır.

Marketten brokoli alırken dikkat etmeniz gereken ise tepesi mor olanları seçmektir. Bu mor kısımlar, kendiniz ve bebeğinizin sağlığı için yararlı olan katorenoitleri içerdiğinin göstergesidir.


Havuç
Havucun gözlere faydalı olduğu ve gece görüşünü artırdığı yönünde yaygın bir inanç vardır. Gerçekten de havucun içindeki beta-karoten (A vitamini), gözün retina (sinir) tabakasında ışığı algılayan hücreler için gereklidir. “Rod” ve “kon” ismi verilen bu ışık algılayıcılar, ciddi A vitamini eksikliğinde fonksiyon görmez ve gece körlüğü oluşur.

Havuç saç ve tırnakların uzamasına, cildin kuruluğunun giderilmesine yardımcı olur.  Bol A vitamini içeren havuç yemek, salatalarda kullanmak veya suyunu içmek vücudunuzun pek çok kısmında mucizeler yaratacaktır.

Bebeğinizin gelişimi göz önüne alındığında ilk aylarında ve devamında gözleri başta olmak üzere vücudunun her kısmı hızlı bir gelişim sürecine girer.

A vitamini bebeğinizin gelişimi için çok büyük önem arz etmektedir. Unutmamalıyız ki, çocukken aldığı vitaminler o yönde gelişmesini sağlayacak ve hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirecektir.

Bu nedenle bebeğinize havuç suyunu makul miktarlarda içirebilir veya püre yaparak yedirebilirsiniz.

Alırken nelere dikkat edilmelidir?
Havuç alırken baştan sona kadar tek renk olmasına ve çatlakları bulunmamasına dikkat edilmelidir. Havuçların dipleri hafif yeşil olabilir. Ancak fazla yeşil olanlar havucun eskidiği ve bayatladığı anlamına gelmektedir. Sapları koparılmamış havuçları tercih ediyorsanız yeşil kısımlarının taze olmasına da özen gösterin.


Nasıl pişirilir?
Havuçları kullanacağınız ana kadar yıkamadan saklayın. Ancak hazırlamadan önce güzelce ovarak bol su ile temizleyin.

Havuçları buharda, fırında, suda ya da püre haline getirerek pişirebilirsiniz. Havucu ne kadar pişirirseniz o kadar tatlı bir hale gelecektir.

Havuçları haşlarken içerisindeki vitaminler ve mineraller suya geçecektir. Bu nedenle o suyu kullanabilir ya da çok az su ile haşlayabilirsiniz.

Buharda pişirilen havuçlar ise vitamin ve besin maddesi yönünden daha zengin olacağı için bebeğinize hazırlarken önce buharda pişirip sonra püre haline getirebilirsiniz.

Patates pişirmenin püf noktaları

|0 yorum
Çorbalar, yemekler ve salatalarda pek çok farklı şekilde kullanılabilen patates, vitamin ve mineraller açısından da oldukça zengindir. Patates tüm dünyada en çok yetiştirilen sebze olarak da ün yapmıştır.
Patates de pişirilmesine bağlı olarak besin değeri kaybına uğrayabilir. En değerli kısmı kabuğunun altında bulunduğu için dikkatli olmak gereklidir.
Patates pişirirken dikkat etmeniz gereken noktalar şu şekilde sıralanabilir:
•    Pişirmeden önce kabuklarını soymayın. Dış kabuk pişirme süresince karşılaşılacak vitamin kaybını en aza indirecektir. Protein ve mineraller bu kabuğun hemen altında bulunduğundan pişirdikten sonra soymak daha doğru olacaktır.
•    Patatesleri haşlamak istiyorsanız önce suyu iyice kaynatın. Ardından patatesleri ekleyin. Bu sayede suda çözünen bir vitamin olan C vitamininin miktarında fazla kayıp yaşanmayacaktır.
•    Fazla yağ içerisinde kızartıldığında patateste bulunan C vitamini %75 oranında kaybolmaktadır. Bu nedenle mümkün olduğu kadar buharda ve fırında pişirme yöntemlerini deneyin. Ya da çok daha az miktar yağ ile kızartma yapabileceğiniz mutfak malzemelerinden yararlanın.

Yemekleri tatlandıran bazı püf noktaları

|0 yorum
1. Kurutulmuş sebzeler ve baharatlar özellikle et yemeklerinde tercih edilebilir. Yüksek sıcaklıkta pişirildiğinde ise dağılacağından ete farklı bir tat katacak ve eridiği için tane halinde kalmayacaktır.
2. Mümkün olduğu kadar taze öğütülmüş baharatlar kullanın. Karabiber, tarçın ve tuzu değirmen aracılığıyla öğüttükten sonra kullanırsanız besin değerleri açısından da daha zengin olacaktır.
3. Farklı çeşitteki tuzları deneyin. Sofra tuzu dışında deniz tuzunu, gri tuzu da tatlandırıcı olarak kullanmaya gayret edin. Bu sayede yiyeceklerin tadının da değiştiğini göreceksiniz.
4. Sos ve çorba hazırlarken tuzu en son koymaya gayret edin. Çünkü baharatlar erken konulduğunda yemeğin kıvamını olumsuz yönde etkileyecektir.
5. Kızartma yaparken sebzeleri ateşten alır almaz üzerine tuz ve baharat serpin. Bu sayede çeşniler sebzelere daha kolay tutunacak ve tadını da daha çekici bir hale getirecektir.
6. Tuz sulandırıcı olarak kullanılabilir; çünkü tuz katılan besinler suyunu bırakır.  Sebzeleri veya eti pişirmeden önce biraz tuz serpip bekletir ve ardından pişirirseniz hem besin değerleri açığa çıkacak hem de kendi suyunda pişmiş olacaktır.
8. Mantarları sotelerken ilk olarak sadece sıvı yağ ve bir parça da margarin kullanın. Mantarlar tavada cızırdamaya başlamadan herhangi bir baharat atmamaya özen gösterin. Bu sesi duyduğunuzda mantarların pişmeye ve yağı emmeye hazır olduğunu anlayacaksınız. Bu safhada eklenen baharatlar da yağ ile birlikte emileceğinden tadı daha güzel olacaktır.

Sofra tuzu ve deniz tuzu arasındaki fark nedir?

|0 yorum
Vücudumuzdaki sıvılar tıpkı bir okyanus gibidir. Tuz hayat kaynağımızdır; ancak vücudumuz tuz üretemediği için onu dış bir kaynaktan temin etmemiz gerekir. Bu kaynaklar genellikle ya et ya da klasik sofra tuzudur.

Asıl sorun ise vücudumuzun bu işlemden geçirilmiş tuz ile ne yapacağını bilmemesidir. Yıllarca süren tüketimin ardından kalbimiz, böbreklerimiz, kaslarımız ve kemiklerimiz dahil vücudumuzun bir çok bölümü tuz kullanımna bağlı olarak sorunlar yaşayabilir. İşlemden geçirilmiş tuzlar vücudumuzun doğal dengesini bozabilir.

Sofra Tuzu mu Deniz Tuzu mu?

Sofra tuzu, doğada kaya halinde bulunur ve  kimyasal işlemlerden geçirilerek iyot eklenen bir maddedir. Yeraltı tuz yataklarından çıkarılan tuzdan, bu işlemlerden geçtikten sonra elimizde kalan ise sadece ölmüş minerallerdir.

Deniz tuzu ve sofra tuzu temelde aynı besin değerlerini içerir: sodyum ve klorür. Ancak deniz tuzu genellikle daha sağlıklı ve doğal olduğu gerekçesiyle tercih edilir. İki tuz arasındaki asıl fark ise kimyasal yapısında değil; tadında, dokusunda ve geçirildiği işlemdedir.

%100 doğal deniz tuzu mineral açısından zenginliğini korur. Doğal, organik deniz tuzu hala 2000 yıl önce Fransız tuz işçileri tarafından çıkarıldığı yöntemle elde edilir. Taranarak toplanır ve kuruması için güneşte bırakılır. Sodyum, klorür, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve diğer 90 mineral ilk andaki şekliyle doğal deniz tuzunun içinde bulunur. Bu mineraller bünyelerinde nem barındırırlar ve gri renklidirler.
Doğal deniz tuzunun yararları nelerdir?

Doğal deniz tuzu tüketildiğinde, ağza alınır alınmaz tükürükle etkileşime geçer ve sindirilmeye başlar. Ağızda ne kadar fazla mineral olursa sindirim o kadar uzun sürer. Doğal deniz tuzu tansiyonu düşürücü ve vücutta su kaybını önleyici etkisiyle bilinir. Karaciğer, böbrekler ve böbreküstü bezlerinin daha etkili çalışmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemini destekler. Doğal deniz tuzu okyanusun tüm minerallerini içerir.

Mutfakta pratik bilgiler

|0 yorum
* Birkaç gündür evde duran ekmekler bayatladı mı? Muftak robotuna atın ve galeta unu haline getirin. Sonra da dondurucuya koyun. Gerektiği zaman dondurucudan alıp kullanabilirsiniz.

* Buzdolabınızın iyi soğutmadığını düşünüyorsanız çözümü var. İçine bir torba tuz koyun. Buzdolabındaki nemi alacaktır.

* Marketten aldığınız limon çok sert çıktı, yapılacak şey basit: Kesmeden önce bir iki dakika sıcak suya batırın. Daha sulu ve yumuşak olacaktır.

* Balığı çok seviyorsunuz ama temizlemek de olmasa! Balıkları temizlemeden önce yarım saat kadar derin dondurucuda bekletirseniz, temizleme işini kolaylaştırırsınız. Balığı pişirirken kokusunun evi kaplamasından rahatsızsanız balık pişirdiğiniz kabın ya da tavanın içine birkaç defne yaprağı atın. Kokunun azaldığını göreceksiniz. Balığı seçerken de çok özenli olmalısınız. Gözleri parlak, solungaçları ise pembe ya da kırmızı renkte olanları seçmelisiniz. Bunlar tazeliğin işaretidir.

* İçini sıkıp attığımız limon kabukları aslında çok iş görüyor. Limonla işiniz bittikten sonra kabukları güneşli bir yere koyup kurutun. İsli ya da yağlı kaplarını yıkarken kullanın, sonuca siz de şaşıracaksınız.

* Sütü çok seviyorsunuz ama mideniz hazmetmiyor. Üstelik çabuk tüketemediğiniz için hemen bozuluyor. Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir.

* Misafirleriniz geldi, yemekler yendi, meyve faslına geçildi. Meyveleri özenle soyup tabaklara hazırladınız ama mutfaktan çıkmadan karardılar. Özellikle de elmalar. Kabuklarını soyduğunuz meyvelerin kararmasını önlemek için limonla ovun işe yaradığını göreceksiniz.

* Salata yapacaksınız, dolabı açtınız sadece domates var, onlar da maalesef pörsümüş. Domatesleri yarım saat boyunca tuzlu su dolu bir kabın içinde buzdolabında bekletin, kendilerine geldiğini göreceksiniz.

* Balkondaki patates filenizden sürekli patates filizleri mi fışkırıyor! Çözümü var. Patates torbasının içine birkaç adet yeşil elma atın, rahata kavuşun.

* Naneyi çok seviyorsunuz ve neredeyse her yaptığınız yemeğe koyuyorsunuz. Taze nanenin daha fazla kokmasını istiyorsanız üzerine biraz şeker serpin.

* Açıkta unutulan ve bayatlayan bisküviler her zaman çöpü boylar. Aslında onları alıp fırında birkaç dakika ısıtırsanız, tekrar çıtır çıtır ve taze olduklarını görürsünüz.

* Mutfakta fazla beklemiş baklagiller her zaman sorun yaratır. Pirinç, fasulye, mercimek, kuru bakla ve benzerlerini saklarken böcek oluşmasını önlemek için kavanoz ya da kutunun içine iki, üç diş sarımsak koyun.

* Gazetelerden, dergilerden ya da internetten yemek tarifi alırken bazı sorunlar yaşayabiliyoruz. Özellikle tatlı tariflerindeki yumurta miktarında. Çünkü çoğunda yumurta miktarı gram olarak veriliyor. Bir yumurta akı 30 gram gelmektedir, bilginize...

karınca doluyor. Karıncaların yuvalarına giderken izledikleri yola ince bir tabaka tuz dökün. Tuzun üstünden geçemeyeceklerini göreceksiniz.

* Hazır yufkayla yapılan börekler hiçbir zaman elde açılmış gibi olmuyor. Kuruluğu, kıtır kııtır oluşu da cabası! Böreğinizi hazırlamadan önce yufkaları az bir süre sütte bekleterek yumuşatın. Böreğiniz çok daha yumuşak ve lezzetli olacak.

* Güzel pilav yapmak herkesin harcı değildir. Pilavın lezzetini artırmak için önce margarin veya tereyağı ile kavurmayı deneyin. Pilavın pişirme suyuna katılan sıvı yağ da pirinçlerin yapışmasını engeller ve pilavınızın tane tane olmasını sağlar. Sade pilav pişiriyorsanız pişme suyuna ekleyeceğiniz 1-2 çay kaşığı limon suyu, pilavın rengini daha beyaz yapar. Diyelim ki tarifle pilav yapıyorsunuz ve pilavınız verilen sürede pişmedi. Pirinçler hâlâ sert ama suyunuz da bitti. Biraz sıcak su ilave edin. Pirinçler bu suyu da çekene kadar pişirin.

* Yeşil yapraklı bitkileri çok seviyorsunuz ama bir türlü taze saklayamıyorsunuz. Maydonoz, kıvırcık marul, dereotu gibi sebzeler buzdolabında bir süre beklediğinde canlılığını yitirir. Servis yapmadan önce tekrar diri hale getirmek için yıkayın ve 2 litre suya 1 yemek kaşığı limon suyu koyun. Bu karışımda 10-15 dakika bekletin.

* Patates kızartması sevmeyen insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Şöyle kıtır kıtır sıcacık patateslere de kimse hayır diyemez. Sizin kızarttığınız patatesler kıtır kıtır yerine yumuşacık oluyorsa şunlara dikkat edin: Öncelikle soyup doğradıktan sonra bol suyla çalkalayın ve kuru bir bezle iyice kurulayın. Sonra da kızarttığınız tavadan çıkarınca hemen tabağa alıp tuzlayın. Tuz fazla yağı ve buharı emer. Böylece patatesleriniz kıtır kıtır ve taptaze olur.

Yiyeceklerin buzdolabında saklanmasının da kuralları

|0 yorum
Beslenmek hayatta kalmanın, hastalıklara karşı dirençli durmanın olmazsa olmazı. Nasıl ve nelerle besleneceğimizi bilmek kadar besinleri doğru muhafaza etmek de önemli. Diyetisyen Binnur Okan, yiyeceklerin buzdolabında saklanmasının da kuralları olduğunu belirtti. Okan'la bu kuralları konuştuk...

Yiyecekleri buzdolabına nasıl yerleştirmeliyiz?

Et, tavuk, balık, süt, yoğurt, yumurta, peynir gibi hayvansal kaynaklı tüm ürünleri potansiyel riskli kabul ediyoruz. Bir de potansiyel riskli olmayan pirinç, patates gibi yiyecekler var. Bunlar da piştikten sonra riskli hale gelen besinlerdir. Buzdolabında raflar arası sıcaklık farkı vardır. Buzluğa en yakın olan raf her zaman en soğuktur ve aşağı raflara doğru soğukluk derecesi azalır. O yüzden potansiyel risk grubundaki yiyecekleri yani bakteri üremesi olabilecek ürünleri her zaman için en üste koymamız gerekiyor ki mümkün olduğu kadar bakteri üremesini azaltalım.

Bakteri ürememesi için nasıl bir yerleştirme yapmak gerekir?

En üst kata et, balık, tavuk, ikinci rafa peynir, süt, yoğurt, daha aşağıya yemekleri, en alta da sebzeleri koymak gerekiyor. Sebzeler genellikle poşetleriyle konur. Oysa poşetten sebzeye sürekli plastik geçişi olur. O nedenle sebzeyi aldıktan sonra poşetinden boşaltıp buzdolabına yerleştirmemiz gerekiyor. Pişmiş ve pişmemiş etlerin temas etmemesi gerekiyor. Örneğin çiğ tavuk çok çabuk bakteri üretir. Ancak piştiğinde bakteriler ortadan kalkar. Çiğ tavuğu diğer besinlerle aynı yere koyduğumuzda bakterileri diğer besine bulaştırırız. Yumurtanın hem kendisi hem kabuğu çok ciddi bakteri taşır. Yumurtanın piştikten sonra kabuğu ile birlikte riski yoktur. Ama pişmeden risk taşır. Yumurtayı aldığımız kutunun içerisinde muhafaza etmeliyiz. Genelde buzdolabı raflarına konulur ama bu doğru değildir. Çünkü yanına konulmuş bir besin örneğin yarım limon varsa bakterilerin çapraz geçiş ile taşınmasına sebep oluruz. Yumurtaya dokunduktan, kırdıktan sonra da ellerimizi sabunlu su ile dezenfekte etmemiz gerekir.

Yiyeceklerin cam kavanozda saklanması daha sağlıklı

Çözdürme işlemi çok hassastır. Kesinlikle, kalorifer üstünde, oda sıcaklığında bu işlem yapılmamalıdır. Öncelikle buzdolabında alt raflarda, su sızdırmayacak uygun kaplar içinde ya da acelemiz varsa akan soğuk su altında çözdürebiliriz. Ayrıca mikrodalga fırınlar da pişirme ve çözülme için çok sağlıklı ve uygundur. Saklama kabı olarak cam kavanoz kullanılmalı. Alüminyum kapları hiç önermiyoruz. Sadece süt için cam önermiyoruz. Çünkü süt çok ciddi B 2 vitamini kaynağıdır. Güneş ışığı aldığında bu vitamin kaybolur. O yüzden ışığı geçirmeyecek kaplarda saklanması gerekir.

Mutfağı hesaplı yoldan dekore etmenin en pratik yolu

|0 yorum
Eski mutfağınız üzerinde az bütçeli küçük değişiklikler yaparak mutfağınızı bambaşka bir hale getirebilirsiniz.

• Mutfağı hesaplı yoldan dekore etmenin en pratik yolu mutfak dolaplarının ana iskeletini bırakarak kapaklarını yenilemektir. Bu işlem, hesaplı bir dolap kapağı seçtiğiniz takdirde size makul bir rakama mal olur. Üstelik dolap kapaklarının montajını kendiniz de yapabileceğiniz için bu masraftan da kurtulabilirsiniz.

• Mutfak dolaplarının kulplarını yenileyerek de farklı bir görünüm elde edebilirsiniz.

• Eğer dolaplarınızın kapaklarını değiştirmek istemiyorsanız onları yenilemek için başka bir yol daha var. Ahşap boyası ile onlara yepyeni bir görünüm kazandırın. Eski mutfak mobilyalarınızı da bu şekilde yenileyebilirsiniz. Dolap kapaklarınızı boyadıktan sonra üzerine mat ya da parlak vernik sürmeyi unutmayın.

• Eğer dolabınızın iskeleti hala çok sağlamsa bütçenizi biraz daha zorlayarak işin ustasına lake cila yaptırarak modern bir hava yakalayabilirsiniz.

• Mutfağınızın duvarları seramik değil de boya ise şanslısınız demektir. Sadece duvar rengini değiştirerek ekonomik şekilde görünümü yenilemiş olursunuz. Boya rengini seçerken dolaplar, tezgah, zemin ve perdelerin rengini de göz önünde bulundurmayı unutmayın.

• Mutfak tezgahınızı değiştirmek istiyorsanız corian gibi hem çok renk seçeneği bulunan, hem de hesaplı olan bir malzemeyi tercih edebilirsiniz.

• Kontrastlar geniş mutfaklarda oldukça şık durur. Bu sebeple duvarlarınız koyu renkse açık renk dolaplar ya da tam tersini uygulayabilirsiniz.

• Eğer beyaz eşyalarınız çok eskidiyse sticker ya da sprey boyalar yardımıyla onlara yepyeni bir görünüm kazandırabilirsiniz. Eğer sticker yerine sprey boyayı tercih ederseniz boyamaya sizin için en az önemi taşıyan cihazdan başlayın. Böylece eliniz alıştıktan sonra daha büyük parçalara geçme şansınız olur. Çalışma esnasında yüzünüze maske takmayı, zemine ise gazete sermeyi unutmayın. Tek başınıza yapabileceğinizden emin değilseniz, işin uzmanı birinden yardım almanızda fayda var.

• Mutfak tekstilleri ile mutfağınıza canlı ve davetkar bir görünüm kazandırabilirisiniz. Özellikle perde, kurulama bezleri, masa örtüsü ve minderlerle çarpıcı bir etki yaratabilirsiniz.

Fayansları da boyayabilirsiniz: Boyamak istediğiniz duvar ya da zemin karolarını önce ılık sabunlu bir bez ile temizleyin. Sonra fayans boyasına uygun rulo fırça kullanarak yüzeye uygulayın. Boyayı ne kadar ince uygularsanız o kadar iyi sonuç alırsınız. Boya kuruduktan sonra derz dolgularını da derz kalemi ile boyayın.

Lezzetli bir çay demlemenin sırrı

|0 yorum
 Loughborugh Üniversitesi’nde 2 ay süren araştırmanın sonucunda, lezzetli çayın formülü ortaya koyuldu. Formüle göre, lezzetin sırrı, çayın demlenme süresinde. Bilim adamlarına göre çayın demlenmesi için ideal süre 30 dakika.

ÇAYDANLIK

- Metal değil seramik olmalı.

- Su ısıtıcısının kaynatmasını beklerken seramik demliği ısıtın.

- Çeyrek su bardağı suyu demliğe koyarak mikrodalgada 1 dakika en yüksek seviyede ısıtın.

- Süre dolar dolmaz suyu boşaltıp o an çayı ekleyin.

- Kaynar olmasını istiyorsanız, süreyi artırabilirsiniz. Ama uzun süre demlenen çay, bitkinin kimyasallarının çözülmesine neden olarak tadını bozar.

- 60- 65 derecede demlenmiş çayın içilebilir sıcaklığa düşmesi için 2-3 dakika yeterlidir.

SU

- Çay demlerken kullanılan su temiz ve kaliteli olmalı.

- Daha önceden ısıtılmış bir su kullanılmamalı.

- Kullanılmış su, daha az çözülmemiş oksijen barındırdığından çayın aromasını bozar.

ÇAY

- Gerçek çay aroması için taze yaprak çay kullanılmalı.

- 1 çay kaşığı çay yaprağı, bir fincan çay için uygun.

Ev yapımı elma sirkesi

|0 yorum
MALZEMELER:

1 kg yeşil elma
2 lt içme suyu
1 tatlı kaşığı şeker

YAPILIŞI:

Elmalar kabukları ile beraber zar şeklinde doğranır ve cam bir kavanoza koyulur. Üzerine şeker ve su dökülerek yaklaşık 15 gün kadar kavanozun kapağı açık olarak beklenir. Kavanozun üzerinde beyaz köpükler oluşunca sirkemiz olmuş demektir ve süzülerek artık kullanıma hazırdır.

hindinin sağlığınız üzerindeki bilinmeyen etkisi!

|0 yorum
Afiyetle yediğiniz hindi letarji olarak bilinen uyuşukluğun ve uyku sersemliğinin sorumlusu olabilir. Çoğu insan hindi yedikten sonra üzerlerine mahmurluk çöktüğünden ve uyku haline girdiklerinden şikâyetçidir. Bu konu üzerine yapılan araştırma şikayetin gerçek sebebini ortaya koyuyor…

Hindi eti triptofan olarak bilinen ve vücut için hayati önemi bulunan bir amino asit içeriyor. Miktarı oldukça fazla olan bu protein vücut tarafından üretilemiyor ve dışarıdan alınması gerekiyor. Triptofan serotonin olarak bilinen ve beyin üzerinde rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi bulunan bir nörotransmiterin üretiminde önemli bir rol oynuyor.

1990’lı yıllara kadar triptofan takviyeleri uyku problemi çeken hastalar tarafından yaygın olarak kullanılıyordu. Ancak bu ürün Japonya’da zararlı maddeler içeren şekliyle piyasaya sürüldükten ve ölümle sonuçlanabilecek vakalara neden olduğundan Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi tarafından yasaklanmıştı.

Ancak gerçek tamamen bir yanlış anlaşılmadan kaynaklanıyor. Triptofanın yatıştırıcı bir etkiye yol açması için tamamen aç karna alınması gerekiyor. Yılbaşı yemeğinden bahsediyorsak elbette sadece hindi yenilmiyor. Sebzeler, tatlılar, meyveler ve daha bir çok çeşitli besin kocaman bir masanın etrafından sabırsızlıkla tüketiliyor. Bu nedenle hindiye bağlı olarak uyku sorunu yaşamanız içerisindeki maddeden kaynaklanıyor olamaz.

Peki o zaman bu kadar insan yanlış mı hissediyor?

Hayır; ancak bu uyku sersemliğinin bambaşka bir açıklaması var: Aşırı yemek...

Yılbaşı ve bayramlar gibi özel zamanlarda yemek masası normalden çok daha fazla çeşitlidir, ve pilavlar, etler, sebzeler, tatlılar ve tuzlular gözümüzün önünde sıralanmıştır. Farkına varmadan ve bazen de ısrar sonucu aşırı düzeyde yenilen besinler midenin genişlemesine, diğer organlara baskı yapmasına neden olur. Metabolizmanız midenin aşırı çalışabilmesi için diğer aktiviteleri yavaşlatır ve böylece uykunuzun geldiğini düşünürsünüz. Bu nedenle yavaş yavaş yemek, sindirime yardımcı olacak besinler tüketmek ve sınırınızı bilmek uyku sorununuza çözüm olacaktır.

Sağlıklı mutfağın sırları!

|0 yorum
Gıda alışverişlerinizde ve mutfağınızda dikkat etmeniz gereken birkaç küçük detayla siz de daha sağlıklı beslenebilirsiniz.

İşte önerilerimiz:

Sebze ve meyveleri mevsimine göre tüketmeye özen göstermek gerekir. Kışın ıspanak, lahana, pırasa, brokoli, karnabahar, portakal, mandalina, elma, armut gibi meyve ve sebzeler; yazın ise yeşil fasulye, kabak, barbunya, bamya, domates, biber, kiraz, şeftali, karpuz ve kavun gibi sebze ve meyveleri seçmek daha doğru olur.

Yaz sebzelerini kışın yemeyi seviyorsanız dondurulmuş olarak seçmek daha sağlıklıdır. Salatalarınızı hazırlarken çok fazla ince doğramak C vitamininin kaybına neden olur. Daha büyük parçalar halinde doğramaya özen gösterin. Doğradıktan sonra çok fazla beklemeden tüketin. Aynı şekilde meyve sularını taze olarak mevsim meyvelerinin suyunu sıkarak kendiniz hazırlayın ve hemen tüketin. Meyvenin suyunu içmektense kendini yemenin daha sağlıklı olduğunu unutmayın.

Yiyeceklerinizi pişirirken kızartma yöntemini çok kullanmayın. Buharda haşlama yöntemi maksimum vitamin koruması sağlar. Bunun haricinde etlerinizi haşlama veya fırınlama gibi yöntemlerle pişirmek, kömürde pişirme veya kızartmaya göre daha sağlıklıdır. Makarnayı haşladığınız suyu dökmeyin. Makarnanızı pilav gibi suyunu çektirerek pişirin. Eğer suda haşladıysanız haşlama suyunu çorbalarınızda kullanabilirsiniz. Buzluktan çıkardığınız yiyecekleri mutlaka kullanın. Çözdürülmüş bir yiyeceği tekrar dondurup saklamayın. Çözülme işlemi olur olmaz hemen pişirin. Çözme işlemini buzdolabının alt raflarında yapın. Asla radyatörlerin üzerinde veya sıcakta güneş altında çözdürmeyin.

Kuru baklagilleri pişirmeden önce iyice yıkayın ve 8-10 saat suda ıslatın. Bu ıslatma suyunu dökebilirsiniz. Eğer haşlarsanız haşlama suyunu dökmeyin.

Yağa dikkat

Yağı yemeğe pişirirken değil, yağsız olarak pişirdikten sonra ekleyin. 1 kg sebze yemeğine 2 yemek kaşığı yağ koyabilirsiniz. Etli yaptığınız yemeye yağ koymayabilirsiniz. Kremalı yemek tariflerinde krema yerine süt kullanmak yemeğin daha az yağlı olmasını sağlar. Yemeklerinizi baharatla tatlandırmayı da deneyebilirsiniz. Fırında pişirirken tepsiyi yağlamak yerine yağlı kağıt kullanmak daha iyi bir seçimdir. Haftada en az iki-üç gün balık yemeye özen gösterin. Tavuk ve balığı, kırmızı ete göre daha çok tercih etseniz bile kırmızı et yemekten de korkmayın. Kırmızı et iyi bir demir ve B 12 vitamini kaynağıdır. Ancak porsiyon miktarına dikkat edin.

Balık tüketiminde nelere dikkat etmeli

|0 yorum
 Sağlık Bakanlığı, beyin gelişimini artıran, kalp-damar ve şeker hastalığına karşı koruyucu olan kemik yapısının güçlenmesine olumlu etkisi bulunan balık tüketiminde dikkatli olunması gerektiği uyarısında bulundu.

Balık satın alırken, gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı-pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olması ve sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekiyor.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, insanların en eski besin kaynaklarının başında gelen balık ve diğer deniz ürünlerinin, sağlıklı beslenmede önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Protein içeriği bakımından oldukça zengin olan balığın, yumurta, et ve süt gibi iyi kaliteli protein kaynaklarından olduğunu vurgulayan yetkililer, vücudun bu proteinlerden faydalanma oranının yüksek olduğunu ifade etti.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, balık eti, A vitamini, D vitamini, K vitamini ve B grubu vitaminler (B1, B2, B6, B12) açısından oldukça zengin. Ayrıca, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynak. İnsan vücudunda üretilemeyen ve bu nedenle mutlaka besinler yoluyla vücuda alınması gereken yağ asitlerinden olan çoklu doymamış yağ asitleri, EPA (eikosapentoenoik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik asit)'nın en önemli kaynakları arasında bulunuyor. EPA ve DHA, Türkiye'de oldukça sık görülen kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı ve kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli yer tutuyor.

''HAFTADA İKİ KEZ BALIK TÜKETİN''

Balık tüketiminin vücuda olumlu etkilerinin sağlanabilmesi için, haftada en az 2 kez (300 gr) balık tüketilmesi öneriliyor. Ancak Türkiye'de balık tüketimi, önerilen miktarların oldukça altında bulunuyor.

Türkiye'de kişi başına balık tüketimi yılda 8 kilogram iken, dünyada ortalama 16 kilogram, Avrupa Birliği ülkelerinde 22 kilogramdır. Bu nedenle tüketiminin artırılması gerekiyor.

Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu anne karnından başlayan ilk 0-3 yaş dönemi için balık tüketimi ayrı bir önem taşıyor. Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel amino asit kaynağı olan balık, içerdiği Omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlıyor. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin, beyin gelişimi için balık tüketmesi tavsiye ediliyor.

Özellikle soğuk kış günlerinde tüketilen balık, içerdiği yağ asitleri dolayısı ile bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine destek oluyor. Kış mevsiminde güneşten fazla yararlanılamadığı için, kemik ve diş sağlığında önemli olan D vitaminin karşılanmasında yine balık tüketimi önem kazanıyor.

''SÜT ÜRÜNLERİ İLE BİRLİKTE TÜKETİLEBİLİR''

Protein içeriği zengin olduğundan diğer besinlerde olduğu gibi balık tüketiminde, saklama, hazırlama ve pişirme kurallarına dikkat edilmesi gerekiyor. Bu kurallara uygun tüketim yapılmadığında balık çabuk bozularak, çeşitli sağlık risklerine yol açabiliyor.

Halk arasında balık ile süt ürünleri (yoğurt, ayran gibi) ile bir arada tüketiminin zehirlenmeye neden olacağına dair inanışın ''yanlış'' olduğu vurgulanıyor. Balık ve yoğurdun her ikisinin de taze olması durumunda bir arada tüketilmesi, herhangi bir sağlık problemine neden olmuyor.

BALIK SATIN ALIRKEN VE PİŞİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Balık satın alırken, gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı-pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olması ve sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekiyor.

Her balığın bol bulunduğu mevsimde satın alınması isteniyor.

Konserve balık satın alırken, mutlaka etiket bilgisi okunmalı, son kullanma tarihi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmesi önem taşıyor.

Taze balıkların, satın alındıktan sonra iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemesi,pişirilinceye kadar pulları ve içinin hemen temizlendikten, yıkanarak iyice kurulandıktan sonra uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmesi gerekiyor.

Balıkların, buzdolabı ısında 1-2 gün, derin dondurucuda ise 3-6 aydan fazla saklanmaması isteniyor.

''BALIĞIN KIZARTILMASI BESİN DEĞERİNİ DÜŞÜRÜYOR''

Balık pişirmede en uygun ve sağlıklı yöntemler, buğulama, haşlama veya yağsız tavada pişirme olarak öneriliyor. Kızartma yönteminin ise balığın besin değerinin azalmasına ve zararlı maddelerin oluşumuna neden olduğuna dikkat çekiliyor.

Çiğ balık ve deniz ürünleri, parazitler, bazı bakteri ve virüsler açısından risk oluşturuyor. Ayrıca B1 vitamininin yetersizliğine yol açması nedeniyle balığın çiğ veya az pişmiş şekliyle tüketimi önerilmiyor.

Followers